Columbia Mailman School of Public Health tarafından yürütülen yeni bir araştırma, genç kızların egzersiz yapmasının meme kanseri riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Egzersizin Meme Dokusu Üzerindeki Etkileri
Araştırmada, son bir hafta içinde en az iki saat rekreatif fiziksel aktivite yapan genç kızların, hiç aktivite yapmayanlara göre meme dokusundaki su içeriğinin daha düşük olduğu belirlendi. Düşük su içeriği, meme dokusunun daha az yoğun olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bu kızların idrardaki stresle ilişkili biyomarkerlerinin de daha düşük seviyelerde olduğu görüldü.
Rebecca Kehm, Epidemiyoloji alanında yardımcı doçent olan araştırmanın başyazarı, “Bulgularımız meme kanseri riskinin azaltılması için önemli sonuçlar doğurabilir” dedi. Önceki araştırmalar da, daha fazla fiziksel aktivitenin daha az yoğun meme dokusu ile ilişkili olduğunu göstermişti.
Genç Kızlarda Fiziksel Aktivite Düzeyi
Ne yazık ki, araştırmaya katılan gençlerin %51’i son bir haftada hiç rekreatif fiziksel aktivite yapmadığını bildirdi. Katılımcıların ortalama yaşı 16 olup, %64’ü Hispanik kökenliydi. Mary Beth Terry, Epidemiyoloji profesörü, “Bu araştırma, fiziksel aktivite seviyeleri ve meme kanseri sonuçları açısından tarihsel olarak yetersiz temsil edilen şehirdeki Siyah/Afrikalı Amerikalı ve Hispanik kızlardan oluşan bir kohortta gerçekleştirildi” dedi.
Genetik ve Kanser Bağlantısı Üzerine Gelişmeler
Ayrıca, Columbia Mailman School of Public Health’teki araştırmacılar, insan ve virüs genetiklerinin hastalık riskini nasıl şekillendirdiğine dair önemli bir ilerleme kaydetti. Nature dergisinde yayınlanan çalışmada, Epstein-Barr virüsündeki (EBV) varyasyonların, belirli bir bağışıklıkla ilişkili gen (HLA-A*11:01) ile birlikte nazofarengeal kanser riskini güçlü bir şekilde etkilediği bildirildi.
Sonuçlar ve Önemi
Bu çalışma, genç kızların fiziksel aktivite düzeylerinin artırılmasının, potansiyel olarak meme kanseri riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Araştırma, fiziksel aktiviteye yönelik teşviklerin, özellikle bu gruptaki bireyler için sağlık üzerindeki olumlu etkilerini vurguluyor. Gelecek çalışmaların, bu bulguları daha da derinleştirmesi bekleniyor.
